Pazar, Şubat 12, 2006

Son


Bugün son...
Nereden başlanılır... nasıl anlatılır... en iyisi kestirmeden söylemek...Bugün son. Aslında 2005'in sonunda günlüğe nokta koyma kararı almıştım, ama bir türlü kopamadım. Son başladığım danteli de ekleyeyim sonra tamam dedim. Evet... o dantel de eklendi ve demir alma zamanı geldi çattı... Günlüğüme sizlere veda etmek ne kadar zormuş.
Bir televizyon proğramında hangisiydi hatırlayamıyorum, mektupların çok anlamlı duygu yüklü olduğunu, aynı duyguyu e-postalarla yaşayamayacağımız ifade edilmişti. Oysaki sizlerden tarifi imkansız duygulu ve benim için manevi değeri tartışılmaz derecede e-postalar ve yorumlar aldım. Yorumlarınızla, e-postalarınızla desteğinizi hiç eksik etmeyerek büyük mutluluklar yaşattınız. Hakkınızı nasıl öderim bilemem. Siz sanal alemin gerçek dostlarıydınız benim için. Hepinize veda ederken bilmeyerek hata yapmışsam, sürç-i lisan etmişsem affoluna...

Ben sizleri çok sevdim ve hepinizden çok şey öğrendim. Bu günlük ve sizler sayesinde bambaşka dünyalarla tanışma fırsatı yakaladım. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim.

Cuma, Şubat 10, 2006

Dantel/Aşure

Serra'nın yıldızçiçeği dantelinden esinlenerek yaptığım dantel. Daha önce yuvarlak olanını yayınlamıştım.
Yakından görmek için tıklayınız.




Dün aklımda yokken aşure yapmaya kalkıştım. Evde ne varsa artık. Baktım derin dondurucuda haşlanmış nohut, kuru fasülye ve birazda buğday var. Bunlar aşurenin ana malzemeleri zaten. Kuru kayısı, incir de olsa fena olmazdı ama!
Tencereye iki sürahi kadar su koydum. 1,5 çay bardağı pirinç ilave edip yumuşayıncaya kadar kaynattım. Diğer haşlanmış (hepsi bir çay bardağı kadar, buğday 1 su bardağından biraz fazlaydı) bakliyatları ilave edip kısık ateşte biraz daha pişirdim. Bir çay bardağı kuru üzümü haşlayıp ilave ettim. Şekerini de ilave edip kaynatmaya devam ettim. Ocağı kapattıktan sonra ezilmiş fındık ilave ettim. Kaselere boşalttım, soğuduktan sonra buzdolabına yerleştirdim. Servis yapacağıma yakın üzerini tarçın ve karışık konserve meyveleri ile süsledim. Bu meyveler kayısının yokluğunu aratmadılar ama, eşimden aşurenin orjinalliğini bozduğuma dair tepki aldım! İki komşuya dağıttım, onlar da bana kendi yaptıklarını gönderdiler ve üç değişik aşure tatma imkanımız oldu. Kızım da bu seferki aşureyi pek başarılı bulmadı!



Perşembe, Şubat 09, 2006

Oğlumun yaptıkları



Oğlum küsmesin! birazda onun yaptıklarını göstereyim. Aslında bir çoğunu atmışızdır. Düşünsenize birinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar yaptıklarını biriktirsek nereye sığdıracağız. Kökten temizlik günlerinde eline bir çöp torbası veriyorum ve istemediklerini atabilirsin diyorum. Bir keresinde benim için hiç anlam taşımayan bir kaç kağıt parçasını atmıştım ve oğlum çok üzülmüştü. O günden beri hiç bir şeyine dokunmuyorum. Ben de çok üzülmüştüm gözlerinden akan yaşları bir daha görmek istermiyim! Onun için kimbilir ne kadar anlamlıydı!

Yukarıdaki minik saksıyı yedinci sınıfta anneler gününde yapmıştı. Sekizinci sınıfta bir haftalık kampta mum yapımını öğrenmişler. Mumu kendisi yaptığı için odasına koydu çok değerli! Buradaki çocuklar ilkokulda mutlaka çiftliklere götürülür peynir yapımını seyrederler ve kendi peynirlerini yaparlar. Bir de mum yapmadan olmaz!


Bu da hazırlık sınıfında yaptığı fotoğraf ya da not sıkıştırmak için yaptığı alet.



Bunlarda yine ilkokulda yaptıkları el işleri.



Bu evi kızım hazırlık sınıfındayken el işi labaratuvarında önceden planını çizip kesip biçmiş, sıva boya badanasını yapmış. Duvarlarda çatlaklar oluşmaya başladı, o da mimar olamayacağını anlamıştı o zaman zaten! İç mekan düzenlerken zorlanmıştı biraz!

Kızımın batik çalışmaları


Kızımın ilkokulda yaptığı diğer batik örnekleri. Bir önceki "mumlu batik, 25 ocak" girişinde yapılışı için link vermiştim. Orada diğer batik çeşitlerini görmeniz de mümkün.
Çerçeve camının parlamaması için camı çıkarıp fotoğraf çektim. Kızım alttaki batiği beğenmemiş ama ben renklerini çok beğendim ve çerçeveleyip duvara astım. Alttaki güneşten solmuştu ben de kumaşın tersini çevirdim. İki tarafı da aynı nasıl olsa!

Kendi eli ve hayal dünyası... Sağ alt köşedeki beyazlık parafinin fazla damlatılmasından oluşmuş kaza dünyası! Sanki fezayı resmetmiş! Eliyle diğer gezegenlere dokunmak ister gibi...

Pazartesi, Şubat 06, 2006

Taba börek 2

Taba börek 2 (8 kişilik)

Bu böreği de yine kayınvalidemden öğrendim. Bu diğerinden biraz zahmetli ama daha lezzetli. Ben biraz fazla yapmışım iki gün yedik. Yapmak isteyenler malzemelerin yarısını denerlerse daha iyi olur.

Hamuru için:
1 kg un
1 kaşık kuru maya
Tuz, su
Sıvı yağ

İç harç için:
5-6 patates
1 iri kuru soğan
8 tavuk budu ya da iki tavuk göğsü
1 kaşık salça
Tuz, karabiber

Ilık su ile mayayı eritip unun ortasına döküp tuz ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yoğuruyoruz. Fazla yumuşak olmasın oklava ile açarken oklavaya yapışmamalı. Kabımızın üzerini nemli bezle örterek mayalanmaya bırakıyoruz.

Diğer tarafta tencereye biraz sıvı yağ koyup doğradığımız soğanları hafif kavuruyoruz. Temizlediğimiz tavuk butlarını (ya da doğranmış tavuk göğüs etlerini) ilave edip biraz pişirdikten sonra salça, tuz, baharat ilave ediyoruz. Minik ve küp küp doğradığımız patatesleri ilave edip patatesler ezilmeden pişirip ocağı kapatıp soğumasını bekliyoruz. Eğer patatesler tencerenin dibine yapışıyorsa su ilave edilebilir.


Hamurumuzdan parçalar koparıp dört küçük ve bu bezelerden biraz büyükçe dört beze daha yapıyoruz. Büyük bezeden bir tanesini alıp incecik açıyoruz. Fırçayla üzerine sıvı yağ sürüp iki kenarlarını içe katlayıp tekrar yağlıyoruz. Aynen gözleme/katmer yapar gibi yağlayıp kare şekli verip bir kenara alıyoruz. Üzerine bez örtüp kurumamasını sağlıyoruz. Küçük bezeyi de aynı şekilde yapıyoruz. Daha önce katladığımız kare yufkayı tepsiye göre tekrar açıyoruz ve iç malzememizi yerleştiriyoruz. Pişen butların etlerini didip eşit şekilde paylaştırıyoruz. Böreğin üzerine küçük bezemizden yaptığımız yağlanmış yufkayı (biraz açıp) örtüp kenarlarını kapatıyoruz. Üzerine dilerseniz yumurta sürdükten sonra çörek otu, susam serpip ısıtılmış fırında pişiriyoruz. Ben su sürdüm, yağlı olduğu için yumurtasız da kızarıyor. Piştikten sonra fırın ızgarasına alıyoruz. Diğer kalan bezeleri de aynı şekilde yapıp pişiriyoruz. Böylelikle 4 adet böreğimiz oluyor. Benim fırın tepsilerim çok küçük olduğu için dört adet çıkıyor, sizinkiler büyükse 3 büyük börek de çıkabilir.

Tablolar





































Kadın ve Çocuk Merkezinde birlikte çalıştığım Tereza'nın beğendiğim iki tablosu.

Pazar, Şubat 05, 2006

Bloglar elele/İlkproje



Bloglar elele hakkında bilgi için buraya tıklayın.